50 yıllık tarihi pastanenin Pastacılık sırrı..

Ankara’nın sadece bürokrasilerin şehri ve bir de gri kent olmadığını düşünen benim gibi birçok insan olduğuna eminim. İçtenlik dolu sokaklarının yanısıra bugün tanıdığınız birçok markadan daha tarihi yerleri de var. Sadece birazcık gözardı ettik. İşte büyükşehirlerde kaybolan samimiyetin hala varolduğunu hissettiren birkaç mekanlardan biri olan Damla Pastanesiyle konuştum. Sorularımızı pastanenin 3. kuşaklarından Bahadır Duman yanıtladı.

-Damla Pastanesinin tarihi geçmişiyle başlayalım..
-Dedem, Rize/Çamlıhemşin’den Ankara’ya geldiğinde garsonluk  yapmaya başlamış. O zamanın şartlarında 4 kişi bir odada kalırlarmış. Bir taraftan dünyanın birçok ülkesinde bulunmuş kardeşlerinin eğitime katkıda bulunup, kendi geçimini sağlarmış. Sonraki zamanlarda  Necatibey’de bulunan Santral lokantasını işletirken,Meram pastanesinde çalışan bacanağı İrfan Tarakçıoğlu’yla pastane açmaya karar vermişler. Babam da ileriki yıllarda Ankara’nın tarihi mekanlarından olan Funda pastanesinde kısa bir çıraklık dönemi geçirerek 1972’de kendi pastanemize ustabaşı olarak geliyor.

-İsmini nereden almış?
-1964’te eski bir pastaneyi devir alan dedem, adını apartmanın ismini vermişler.

Sene 2012.Pastanenin tarihi dokusu hiç bozulmamış.
-80’lerde işe giren ustamız hala çalışıyor!

-Pastacılık sektöründe oldukça Rizeli var. Bu bir tesadüf mü?
-Çarlık döneminde Rusya’ya gurbete giden insanlar Rize’ye pastacılığı getiriyor. Dedemin babası da Ukrayna’da fırıncılıkla başlıyor.

Siyasetçilerden gelen olmuştur da peki hiç ünlüyle karşılaştınız mı?
-Olmaz mı? Özcan Deniz, Mehmet Ali Erbil, Yonca Evcimik, Seçil Herper, Zerrin Özer, Altan Erkekli, Yıldız Kenter, Kıvanç Tatlıtuğ gibi sanatçılardan Turgut Özal, Suat Kılıç gibi birçok siyasetçiye kadar gelenler oldu. Fazıl Say da arkadaşlarıyla gazoz içmeye gelmişti.

-Kıvanç Tatlıtuğ’yla nasıl bir diyalog geçti?

-Spor bir arabadan sarışın, genç bir adam indi. Açıkçası önce tanımadım. İlk geldiğinde “Pastanenin kokusunu özlemişim.” dedi. Onlar da Adana’da pastacılıkla uğraşmışlar. Soyadı ordan geliyormuş.

-Müşterilerinizle ilişkiniz nasıldır?
-Özellikle müdavimlerle ilişkimiz aile gibi. Fakat buraya gelen her insana aynı diyaloğu gösteririz. Tartıştığımız bir müşteri bile gelir yine alışverişini yapar.

Elli yılı devirmenin sırrı nedir?
-4. kuşak müşterimiz var. Esnaf kültürümüz hiç bozulmadı. Burda tanımayan insanlar bile birbirine selam verir. Biz bir aile pastanesiyiz. 50 senedir lezzetimizi bozmadan, aynı kalitede devam ediyoruz. “Müşteri, veli nimetimizdir.” sözü temel ilkemiz.

-Müşterilerle ilgili başına gelen ilginç olaylar var mı?
-Geçen bir müşteri profiterol istedi ve yedikten sonra “En son 80’lerde gelmiştim. Tadı aynı hala değişmemiş.” dedi. Bu bizi çok mutlu etti. Mesela başka bir çift ilk bizim pastanede buluşmuşlar. Sonra çocuklarıyla gelip, muhallebi yediler. Sadece müşterilerle değil, çalışanlarımızla da ilginç anılarımız var. Çok eski senelerde burada bulaşıkçılık yapan biri, İngiltere’de çalıştığı restoranı satın alarak şu an bir zincirin sahibi.

Son zamanlarda yaşanan olaylara istinaden İnci pastanesiyle ilgili düşüncelerin neler?
– Kapanırsa başka bir şube açmayız diyerek ilginç bir duruş sergilediler.

Pastane dışındaki zamanlarında profesyonel olarak bisikletle ilgileniyorsun sanırım.
-Ulaşım olarak bisiklet kullanıyorum. Bisikletle ilgili her türlü projede elimi taşın altına koyarım. Geçenlerde doğaya dikkat çekmek  için 80’e yakın kişi takım elbiseyle bisiklet turu yaptık.